alıdır. Bugün milyonlarca emekli yoksulluk ve mağduriyet içinde yaşam mücadelesi veriyor. Çalışırken alınan maaş ile emekli olduktan sonra alınan gelir arasında büyük bir uçurum var. Bir ömür çalışmış insanın açlık sınırının altında yaşamaya mahkûm edilmesi kabul edilemez” dedi.
Özkan, emeklilerin insanca yaşayabilecek bir gelir düzeyine kavuşmasının sosyal adaletin temel şartlarından biri olduğunu ifade etti.
STK’LAR VE SENDİKALAR DAHA GÜÇLÜ OLMALIDIR
Toplumsal dayanışmanın güçlenmesi için sivil toplum kuruluşlarının ve sendikal yapının daha etkin olması gerektiğini belirten Özkan, çalışanların hak arama mekanizmalarının korunmasının önemine dikkat çekti.
“Emekçinin sesi ne kadar güçlü çıkarsa adalet o kadar hızlı gelir. Hak arayan değil, hakkı teslim edilen bir düzen kurulmalıdır” dedi.
EMEĞİN KORUNDUĞU YERDE ADALET YAŞAR
Mesajının sonunda tüm çalışanların 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nü kutlayan Adil Özkan, emeğin sömürülmediği, sosyal güvencenin güçlendiği ve herkesin huzurla yaşayabildiği bir Türkiye için mücadeleyi sürdüreceklerini ifade etti.
