“Kusur arıyorsan, tüm aynalar senin”

FETÖ yine tartışmaların merkezinde. Bu kez, “siyasi ayak” aranıyor. FETÖ’nün siyasi ayağı kim? Güya “herkes” bu sorunun cevabını arıyor...

20 Şubat 2020 16:32
A
a

Sadece siyaset ve medya dünyası değil, herkes! Kahvehanede de, pazarda da, nargile salonlarında, berberlerde ve taksicilerde de mevzu bu. Üç beş kişi bir araya gelince ya “futbolun şampiyonu” üzerine muhabbet dönüyor ya da FETÖ’nün siyasi ayağı üzerine politik sataşmalara giriliyor. Sosyal medya savaş alanı gibi. “Herkes” dilediğince savuruyor, dilediğince pala sallıyor…

***

Emekli de, işçi de, öğretmen de, pazarcı da FETÖ’nün siyasi ayağını köşe bucak arıyor.Bulurlar mı dersiniz.Aslında bulmuşa benziyor “herkes” suçluyu. Çünkü “herkes”in kendine göre FETÖ’nün siyasi ayağı var. Herkes FETÖ’nün siyasi ayağını arıyor da, bugüne kadar devletin FETÖ’nün siyasi ayağını aramamış olması garip? Bu ne iştir ki, herkes FETÖ’nün siyasi ayağını çok iyi biliyor da, devletimiz bilmiyor!?Herkese göre değişen bir denklem olabilir mi? Bulanık suda balık avlanan ülke Türkiye.Evet, burası Türkiye ve herkesin kendine göre FETÖ’cüsü var.

 

Bazı şeyler vardır ki, “herkes”e havale edilince, komisyona havale etmek gibidir: Ha yorgan örtmüşsün bir meselenin üzerine, ha sümen altı etmişsin, ha “herkese” havale etmişsin. Sonuç değişmez! Gerçekleri saklanmak için “herkese” müracaat edilir.

***

Baştan alalım konuyu isterseniz...

Eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’un bir televizyon programındaki açıklamalarıyla başladı bu kez tartışma. Ne demişti Başbuğ hatırlayalım:

“26 Haziran 2009’da askeri şahısların, askeri mahalde işlediği suçlarda dâhil özel yetkili mahkemelerde yargılanmasının önünü açan yasa teklifi getiriliyor. Bunu kim hazırladı? Tamamen FETÖ ile ilgili, bu araştırılsın.”

Genelkurmay eski Başkanı Başbuğ’un işte bu sözleriyle gündeme gelmişti “siyasi ayak” konusu.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın partili milletvekillerine Başbuğ hakkında dava açılması talimatı vermesiyle de tartışma giderek büyüdü.Tartışma diyorum ama, aslında tartışma da değil yapılan.Keşke konuşabilsek, keşke gerçekten tartışabilsek.Konuşulan ve tartışılan üzerinde düşünme eylemi gerektiği için güzeldir; konuşmak ve tartışmak.Seviyeli ve saygınsa eğer tartışma, sonunda “herkes” de kazanır, “devlet” de kazanır.Ama niyet konuşmak ve tartışmak değil de, karşındakini dövmekse, haddini bildirmekse, susturmaksa maksat o zaman her tartışma kriz demektir. Genelkurmay Başkanı ne demiş, ne dememiş, diye bakmadan, araştıralım bunu FETÖ ile mücadelede bize faydası olur diye üzerinde düşünmeden söylenenlerin üzerine toprak atmaya kalkışmak bir “devlet” zafiyetidir. Devlet zafiyeti, refleksleri tikleştirir.Zaten uzun zamandır, “tikleşmiş” reflekslerle birlikte yaşar olduk.

 

Psikolojik harp tekniklerini aratmayan “algı yönetimi” stratejileri belirlendi.Kadrolu yorumcular hemen harekete geçti.Gerekli “polemik” cümleleri ekranlarda ve gazetelerin sütunlarında “kurşun” misali kullanılmaya başlandı.Maalesef, FETÖ’nün siyasi ayağını araması, bulması, meseleyi “herkes”in kanaatine bırakmaması gereken, devlet ve erkânı da “herkes”i tercih etti.Öyle ki çok kısa sürede ülkemizde polemikten sıradağlar oluşuverdi.Anlayacağınız, bu konuyu da konuşmak ve tartışmak yerine “krize” çevirmeyi başardık. FETÖ’ye en büyük destek budur. Yönlendirilmiş kitleler, politize edilmiş “herkes” değil, bu meseleyi “devlet” halletmeli.

***

Şimdi bugünün asıl konusuna gelelim...

Mevzuya dair yeni açıklamalar geldi dün. Mevzu dediğim yine FETÖ. Bu kez Erbakan Hocamıza dair ifadelerle güçlendirilmişti yeni açıklamalar. Bir “dayanak” olarak Hocamıza müracaat ediliyordu. Deniyordu ki, “Bu süreçleri iyi bilen birisiyim. FETÖ’nün bu ülkede anlaşamadığı, görüşemediği tek lider var; o da merhum Erbakan Hocamızdır. Erbakan Hocamızdan nefret ederdi.” ... Ve ekleniyordu: “Hiçbir zaman bir araya gelmemişlerdir…”

Hayır Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’a ait değil bu sözler. Bizzat Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sözleri. Ama evet, ilk açıklamayı Başbuğ bir televizyon programında şöyle dile getirmişti: “Bülent Ecevit de cemaate sempati ile bakıyordu, Tansu Çiller’in de kısmen bu olaya sempatik baktığını ve ilişkilerin olduğunu görüyoruz. Ancak Erbakan dönemine geldiğimiz zaman, Erbakan’ın cemaate mesafeli durduğunu görüyoruz.”

Cumhurbaşkanı’nın bu açıklaması ile İlker Başbuğ’un açıklaması neredeyse birebir aynı. Biz “ajans” haberinden Cumhurbaşkanı’nın yorumlarına devam edelim:

“Bu yapıyla en başından beri hem meşrebi hem itikadi sorunlarının bulunduğunu ifade eden Erdoğan, “Ama hükümetlerimiz döneminde ülkede bizim gibi düşünmeyen, hareket etmeyen herkes gibi bunlara da hukuk ve hakkaniyet sınırları içerisinde yaklaştık. Doğru, ben de görüştüm. Bunu kaçırmama gerek yok. Ama Erbakan Hocamın bunlarla ilişkisinin olmadığını ifade ettim. Liderler içerisinde zaten ilişkisi olmayan sadece o idi. Demirel’in, Ecevit’in, Erdal İnönü’nün görüşmüşlüğü vardır, şu andaki beyefendinin aynı şekilde, hepsinin bunlarla görüşmüşlüğü vardır. İrtibatları ileri derecededir.”

1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

hava durumu HAVA DURUMU
anket ANKET

Elazığ depremi yardım kampanyalarında toplanan paraların yerine ulaşacağına inanıyormusunuz ?

e-gazete E-GAZETE
arşiv HABER ARŞİVİ
linkler LİNKLER
duyurular DUYURULAR
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat