DEVA Partisi İzmir İl Başkanı Muhammet Yılmaz, Türkiye’nin deprem gerçeğini göz ardı etmeden hareket etmesi gerektiğini belirterek, güvenli şehirlerin ancak bilimsel planlama, doğru mühendislik ve kararlı uygulamalarla inşa edilebileceğini söyledi. Yılmaz, kentsel dönüşümün artık ülke genelinde belli bir sisteme oturduğunu ifade ederek, vatandaşların da kendi konutlarının dönüşümü için yetkilileri beklemeden harekete geçebileceğini vurguladı.
DEPREMİ DURDURAMAYIZ AMA KAYIPLARI ÖNLEYEBİLİRİZ
Türkiye’nin aktif fay hatları üzerinde bulunduğunu hatırlatan Muhammet Yılmaz, depremi engellemenin mümkün olmadığını ancak can kayıplarını azaltacak tedbirlerin alınabileceğini ifade etti. Depreme dayanıklı şehirlerin bilimsel veriler doğrultusunda planlanması gerektiğini belirten Yılmaz, zemin etütleri, doğru projelendirme ve denetimli yapı üretiminin hayati önem taşıdığını söyledi.
Yılmaz, “Depremden kaçamayız ancak sağlam zemin etütleri, doğru mühendislik uygulamaları ve depreme dayanıklı yapılarla güvenli yaşam alanları oluşturabiliriz.” ifadelerini kullandı.
DEVLETİN CİDDİYETİ AFETTEN ÖNCE ALINAN TEDBİRLE ÖLÇÜLÜR
Kentsel dönüşümün yalnızca bina yenileme meselesi olmadığını, doğrudan insan hayatını koruyan bir kamu sorumluluğu olduğunu belirten Yılmaz, riskli yapı stokunun hızla tespit edilmesi ve dönüşüm sürecinin vatandaş odaklı bir anlayışla yürütülmesi gerektiğini kaydetti.
Yılmaz, “Devletin ciddiyeti depremden sonra değil, deprem olmadan önce aldığı tedbirlerle ölçülür. Afet yaşandıktan sonra yapılan çalışmalar değil, önceden alınan önlemler hayat kurtarır.” şeklinde konuştu.
İZMİR’DE YAPI STOKU GERÇEĞİ ERTELENEMEZ
30 Ekim 2020 İzmir depreminin ardından yürütülen yapı envanteri çalışmalarına dikkat çeken Yılmaz, özellikle Bayraklı ve Bornova ilçelerinde yapılan incelemelerde çok sayıda riskli yapının tespit edildiğini belirtti. İzmir’in 30 ilçeden oluştuğunu hatırlatan Yılmaz, pilot bölgelerde elde edilen verilerin bile riskin boyutunu gösterdiğini ifade etti.
Yılmaz, “Pilot bölgelerde elde edilen veriler bile tabloyu ortaya koyuyor. Buna rağmen kentin büyük bölümünde yapı stokunun durumu hâlâ kapsamlı şekilde ortaya çıkarılmış değil. Bu süreç vakit kaybetmeden tamamlanmalıdır.” değerlendirmesinde bulundu.
VATANDAŞ DA DÖNÜŞÜM SÜRECİNDE AKTİF ROL ALMALI
Kentsel dönüşümün artık Türkiye genelinde daha bilinen, daha uygulanabilir ve belli mekanizmalara oturmuş bir süreç hâline geldiğini belirten Yılmaz, vatandaşların yalnızca yetkililerden adım beklemek yerine kendi binalarının güvenliği konusunda da sorumluluk alması gerektiğini söyledi.
Yılmaz, “Artık kentsel dönüşüm vatanın geneline yayıldığı için bir sisteme oturdu diyebiliriz. Dolayısıyla vatandaşlarımız yetkilileri beklemeden kendi konutlarının dönüşümü için harekete geçebilir. Bunun için birçok mali imkân da mevcut. Önemli olan, riskli yapıda yaşamayı kader olarak görmemek ve dönüşüm sürecini bilinçli şekilde başlatmaktır.” ifadelerini kullandı.
KENTSEL DÖNÜŞÜM TERCİH DEĞİL HAYATİ ZORUNLULUKTUR
Depreme hazırlığın ertelenemez bir sorumluluk olduğunu vurgulayan Yılmaz, yerel yönetimler, merkezi idare, meslek odaları, bilim insanları ve vatandaşların ortak akılla hareket etmesi gerektiğini belirtti. Kentsel dönüşümün rant değil, güvenli yaşam hakkı temelinde ele alınması gerektiğini söyledi.
Açıklamasının sonunda Yılmaz, “İnsan hayatını merkeze alan, bilimsel esaslara dayanan ve vatandaşın mağdur edilmediği bir kentsel dönüşüm anlayışı hayata geçirilmelidir. Depreme karşı güvenli şehirler oluşturmak artık bir tercih değil, zorunluluktur.” ifadelerini kullandı.
