“KIZILAY ESKİ DÜZENİNİ VE KİMLİĞİNİ KAYBEDİYOR”
Erol Tosun yazısında, 1980’li yılların modern ve düzenli Kızılay’ı ile bugünkü görüntü arasında büyük fark oluştuğunu belirterek, meydandaki düzensiz büfeler, görüntü kirliliği ve kaldırım işgallerinin başkente yakışmadığını vurguladı.
Tosun, özellikle Atatürk Bulvarı ve çevresindeki gelişigüzel yerleştirilen büfelerin plansız bir görüntü oluşturduğunu ifade ederek şu değerlendirmede bulundu:
“Bugün Kızılay’da ortaya çıkan manzara bir başkente yakışmıyor. Geniş kaldırımların yerini düzensizlik aldı. Yayaların rahat yürüyemediği, görüntü kirliliğinin her geçen gün arttığı bir alan oluşmuş durumda.”
“ZABITA VE DENETİM EKSİKLİĞİ DİKKAT ÇEKİYOR”
Yazısında zabıta denetimlerine de dikkat çeken Tosun, meydandaki düzensizlik karşısında yeterli müdahalenin görülmediğini ifade etti.
“Yıllarca zabıta teşkilatında görev yapmış biri olarak bu tabloyu üzülerek izliyorum. Böylesine önemli bir noktada düzeni sağlayacak denetim mekanizmasının yeterince hissedilmemesi ciddi bir eksikliktir” ifadelerini kullandı.
“BURASI TÜRKİYE’NİN VİTRİNİ”
Kızılay’ın sıradan bir meydan olmadığını belirten Erol Tosun, bölgenin diplomatik heyetlerin ve devlet protokolünün kullandığı güzergâh üzerinde bulunduğunu hatırlatarak şu çağrıyı yaptı:
“Atatürk Bulvarı, Ziya Gökalp Caddesi ve Gazi Mustafa Kemal Bulvarı yalnızca Ankara’nın değil, Türkiye’nin vitrinidir. Bu alanların estetik, düzenli ve başkente yakışır bir görünüme kavuşması gerekiyor.”
“ARTIK İCRAAT ZAMANI”
Köşe yazısında Ankara Büyükşehir Belediyesi ve Çankaya Belediyesi’ne de çağrıda bulunan Tosun, Kızılay’ın görüntü kirliliğinden arındırılması gerektiğini belirtti.
Erol Tosun yazısını şu sözlerle tamamladı:
“Kızılay sadece bir meydan değildir. Ankara’nın hafızasıdır, ruhudur. Eğer Kızılay kaybolursa, başkentin kimliği de zarar görür. Artık söz değil, icraat zamanıdır.”
