Kızılay’ın Çığlığı: Başkentin Kalbi Alarm Veriyor
1980’lerin Ankara’sını bilenler hatırlar…
Kızılay; düzenin, modernliğin ve Cumhuriyet başkentinin vitriniydi. Geniş kaldırımları, ferah meydanı, planlı yapısı ve şehir kültürüyle Ankara’nın kalbiydi.
Bugün ise o kalp adeta nefes alamıyor.
Geçtiğimiz hafta yeniden yolum Kızılay’a düştü. Gördüğüm manzara, bir başkente yakışmayan görüntülerin ötesindeydi. Meydan; düzensizliğin, denetimsizliğin ve plansızlığın merkezi haline gelmiş durumda.
Her köşe başında gelişigüzel yerleştirilmiş büfeler… Naylonlarla kapatılmış, ne sattığı belli olmayan yapılar… Simit tezgâhları, çiğ köfteciler, dondurmacılar, küçük kulübeler… Kızılay Meydanı’nı gören noktada tam altı ayrı büfe saydım. İnsan ister istemez soruyor: Bu gerçekten ihtiyaç mı, yoksa kontrolsüz bir rant düzeni mi?
Halk Ekmek büfelerinin çevresi adeta panayır alanına dönmüş durumda. Ekmek dışında her şey satılıyor. Taksi durakları araç depolama alanına çevrilmiş, kaldırımlar yayalara değil araçlara hizmet eder hale gelmiş. Üstüne bir de gelişi güzel yerleştirilen bankamatikler eklenince vatandaş yürüyemez hale geliyor. Yağmur yağdığında ise ortaya çıkan çamur ve görüntü kirliliği başkent adına utanç veriyor.
Bir başka soru daha var:
Zabıta nerede?
Yıllarca zabıta teşkilatında görev yapmış biri olarak bu sorunun cevabını gerçekten merak ediyorum. Ara sıra bulvar üzerinde park etmiş bir zabıta aracı görmek dışında herhangi bir denetim hissedilmiyor. Meydandaki bu düzensizliğe müdahale eden, kamu düzenini sağlayan bir yapı görünmüyor.
Oysa burası sıradan bir semt değil.
Burası Atatürk Bulvarı… Yani protokol yolu.
Devlet büyüklerinin, yabancı diplomatların, heyetlerin geçtiği Ankara’nın en önemli güzergâhı… Ancak üst geçit altlarına sıkıştırılmış sağlıksız büfeler, çarpık görüntüler ve estetikten uzak yapılar Türkiye’nin vitrini gibi duran bu alanda tüm çıplaklığıyla duruyor.
Üstelik mesele sadece büfeler de değil. Güvenpark’ın önünü kapatan dev reklam panoları, Selanik Caddesi girişindeki görüntü kirliliği, Gazi Mustafa Kemal Bulvarı’ndaki bakımsız beton refüjler de başkentin estetik hafızasını yok ediyor.
Bugün ortaya çıkan tablo nettir:
Kızılay, başkent kimliğini kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya.
Bir dönem Ankara’nın gururu olan meydan, artık vatandaşın şikâyet ettiği bir alana dönüşmüş durumda. İnsanlar haklı olarak tepki gösteriyor. “Lütfen bunları yazın” diyerek gazetecilere sesleniyorlar. Çünkü herkes biliyor ki Türkiye’nin tek başkenti Ankara’dır ve Ankara’nın da tek Kızılay Meydanı vardır.
81 ilden gelen vatandaşın da, dünyanın dört bir yanından gelen diplomatların da yolu buradan geçiyor.
Bu nedenle Ankara Büyükşehir Belediyesi’ne ve Çankaya Belediyesi’ne açık çağrıda bulunuyorum:
Makam odalarından çıkın, Kızılay’a bakın.
Bu keşmekeşliği görün.
Atatürk Bulvarı’nı, Ziya Gökalp Caddesi’ni ve Gazi Mustafa Kemal Bulvarı’nı yeniden başkente yakışır hale getirin.
Kızılay; gereksiz büfelerden, görüntü kirliliğinden ve düzensizlikten arındırılmalıdır.
Artık söz değil, icraat zamanı.
Çünkü Kızılay sadece bir meydan değildir.
Kızılay, Ankara’nın ruhudur.
Ve o ruh her geçen gün biraz daha kayboluyor.

YORUMLAR